UŞAK HALILARI


A. GİRİŞ

Düğümlü dokumacılık tarihimiz içinde, gerek mahalli köy el halıları geleneğiyle, gerekse atölye tipi sipariş halıcılık geleneğiyle kendine has ve özgün bir dokumacılık kültürü bulunan Uşak halıcılığının araştırılması; ya genel Türk halıcılığı bakışı içinde Uşak geleneğinin değerlendirdiği, ya da münferit ve tarihi Uşak halılarından yola çıkarak sadece o grubu tanıtan mahiyette yayınlanmış çalışmalardan oluşan bir konumda bulunmaktadır. Bu yüzden gerek Türkiye Müzeleri koleksiyonlarında bulunan ve gerekse yurt dışı Müze ve özel koleksiyonlarında çok miktarda bulunan tarihi ve erken dönem Uşak halıları, koleksiyon tanıtım kataloglarında münferit olarak yayınlanmış ayrı ayrı çalışmalar olduğu için, bunların bir araya getirilmesi öncelikle yapılması gerekli bir araştırma kapsamındadır. Ayrıca Uşak halıcılığının tarihten günümüze irdeleyerek tüm bu çalışmaları birleştirmek ikinci önemli bir çalışma proğramını beklemektedir. İlave olarak Uşak’ta 15. yüzyıl sonlarından itibaren kurulmuş, saray siparişlerinin ve batılı tüccarların siparişlerinin karşılandığı atölyeler ile ilgili; desen, işçilerin yevmiyeleri, iplik ve boyama koşulları sipariş defterleri, gibi kayıtların mutlaka tutulmuş olması gereken bilgilere de ulaşarak, koleksiyonlardaki halılarının macerasını bu araştırmaya eklemek, Uşak halıcılığı araştırmasının önemli boşluklarını kapatacaktır.

Biz, “Tarihten Günümüze Uşak Halıları” araştırmamız kapsamında, bu üç önemli sorunu göz önüne alarak, gerek yurtdışı koleksiyonlarında gerekse yurtiçi müze koleksiyonlarında bulunan ve artık halıcılık literatüründe, her birisi özgün tip olmuş Uşak halısı gruplarını, bir araya getirmeye ve bütün bir araştırma içinde “özet olarak” değerlendirmeye çalıştık.

15. yüzyıl sonlarına tarihlendirilen ilk Uşak halılarından itibaren 18. yüzyıla kadar geçen süredeki erken dönem içinde, Uşak’ta dokunmuş olan halıların bir çoğu bugün yurtdışı müze ve koleksiyonlarında toplanmış bulunmaktadır. Türkiye müzelerinde yer alan Uşak halıları koleksiyonu ise Vakıf camilerindeki teberrukat halıları arasından oluşturulmuştur. Bu erken dönem içinde dokunmuş olan Uşak halılarını incelerken, göz ardı edilmemesi gereken en önemli nokta: Uşak’ta mahalli köy evlerinde, ev tezgahlarında Türkmen kadınının geleneksel tasarım alışkanlıkları ve renkleri ile dokuduğu “Uşak Geleneksel Köy El Halıları” ile; şehir merkezinde oluşturulan atölyelerde siparişleri karşılayabilecek büyüklükte ve düzende oluşturulmuş tezgahlarda dokunmuş “Atölye Tipi Uşak Halıları” nı ayrı ayrı betimlemek ve incelemek zorunluluğu bulunmasıdır. Gerek desen alışkanlıkları, gerek kompozisyonlardaki estetik kaygılar, gerek renk düzenleri ve gerekse dokuma teknik özellikleri ile farklı yapıdaki bu iki ayrı üslubu, aynı başlıklar altında değerlendirmeye aldık.

Ancak bu iki farklı dokuma yapısının içinde ele aldığımız grubun sadece atölye tipinde veya sadece geleneksel ev tezgahlarında dokunan gruplar olarak sınırlamamak da gerekmektedir. Çünkü, örneğin Holbein tablolarında görülen ve Holbein halısı olarak tanımlanmış olan atölye tipi tezgahlarda sipariş olarak dokunan ve Avrupa’ya gitmiş olan bir çok Uşak halısı nedeniyle biz bu grubu “Erken Dönem Atölye Tipi Uşak Halıları” başlığı altında değerlendirmiş olmamıza rağmen, köy el tezgahlarında geleneksel olarak dokunmuş Holbein halıları da karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden araştırmamızdaki bu sınıflamalar “Genel” olarak değerlendirilmelidir.

Bugün Uşak’ta tarihi ve kültürel mirası izlenebileceği bir merkezi olan Uşak Arkeoloji ve Etnografya Müzelerinde bütün bir Türk dünyası düğümlü dokuma tarihine essiz güzellikte halılar kazandıran Uşak’a ait bir koleksiyonun bulunmaması, bizi bir hayli etkiledi. İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Vakıflar Halı Müzesinin dünya çapında dokuma kültürü müzeleri olmasını sağlayan unsur, koleksiyonlarındaki zengin Uşak halılarıdır. Bu yüzden Uşak halılarının essiz güzelliklerini görmek isteyenler Uşak müzesi yerine İstanbul Türk ve İslam Müzesi ile Vakıflar Halı Müzesine gitmektedirler.
Daha önemlisi, bugün Amerika Müzelerine kadar ulaşmış çok zengin ve erken dönem Uşak halısının yurtdışı müze veya özel koleksiyonlarında bulunmasıdır. Yurtdışında bulunan tarihi ve erken dönem Anadolu Türk halılarının iki önemli gidiş yolu bulunmaktadır. Bunlardan ilki legal olan ve 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’da Kiliseler, Manastırlar veya asilzadelerin Anadolu’dan talep ederek kiliselere veya şatolara sermeyi bir prestij haline getirdikleri normal ithalat yoludur. 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupalı soylular saraylarında bir Türk halısı bulundurmayı önemli bir unsur olarak gördüklerinden, bu dönemlerde Batı Anadolu’daki bir çok geleneksel dokuma merkezimizde ( Bergama , Kula, Gördes, Çanakkale) dokunan halılar Avrupa’ya ihraç ediliyordu. Siparişlerin büyüklüğüne göre saray için halı dokuyabilecek atölyeleri bulunan Uşak ve çevresinin bu ihracata katılarak bu güzel halılarını Avrupa’ya ulaştırdıkları söylenebilir.

Avrupa ve Amerika’da bulunan zengin Türk halıları koleksiyonunun ikinci gidiş yolu ise illegal olan “Eski Eser kaçakcılığı” yoludur. Yüzyılların birikimi ile Anadolu Türkmen dokuyucusunu en güzel parçaları, vakıf geleneğimiz sayesinde teberrukat olarak camilere serilmiş olan halı ve kilimlerimizdir. Son yüzyılımızda, camilerimizde ata mirası olarak serilmiş bulunan ve yüzyılların dokuma kültürünü yansıtan en güzel ve değerli parçalarımız, yeterli bakım, koruma ve envanter işlemleri yapılmadığı için uzun bir süredir başıboş bırakılmış ve yabancı koleksiyoncuların yağması sonucu Avrupa’ya gitmiş bulunmaktadır. Halen müzayedelerde Anadolu’dan yağmalanan Türk halıları çok astronomik rakamlarda el değiştirmektedir.

B. ERKEN DÖNEM
UŞAK HALILARI
Erken dönem altında değerlendirdiğimiz Uşak halısı, yurtiçi ve yurtdışı koleksiyonlarda bulunan en erken tarihli mevcut Uşak halılarının dönem özelliklerine göre tesbit edilmiştir. Yaklaşık olarak 15. yüzyıl son çeyreği ile 16. yüzyıl ilk çeyreğinde dokunmuş olduğu tahmin edilen ve Transilvanya bölgesi kiliseleri tarafından Anadolu’dan satın alındığı için bu adla tanınan halılardan birisi, en erken Uşak halısı olma özelliğine sahiptir. Erken dönem Uşak halılarını; sipariş olarak atölyelerde dokunmuş halılar ve geleneksel olarak köy el tezgahlarında dokunan halılar başlığı altında ayrı ayrı değerlendirmeyi uygun bulduk.

1. ERKEN DÖNEM
GELENEKSEL UŞAK HALILARI

Anadolu’ya 11. yüzyılın sonlarından itibaren gelerek yerleşmeye başlayan Türkmen boyları, önce konar-göçer, sonra yarı konar-yarı göçer, sonrada yerleşik iskana alışarak mahalli bölgelerimizin oluşmasını temin etmişlerdir. Karun Hazineleri ile ünlü Uşak’ta, “Güre Tümülüsleri”yle başlayan en eski iskanın, Kalkolitik dönemde başladığı bilinmektedir. İ.Ö 4.000 den başlayan bu en eski iskanı; eski Tunç çağı, Hellenistik dönem, Roma ve Bizans dönemleri izlemiş ve 13. yüzyıl Anadolu Beylikler döneminde, Uşak bölgesi Türkmen boylarının iskanı ile tanışmıştır. 14. yüzyılda gelişmeye başlayan bu yerleşik iskanla birlikte halıcılığın da ticari boyutta değil, etnografik ve günlük kullanımı amacıyla başladığı düşünülmelidir.

Etnografik mahiyetteki geleneksel Uşak halıları, Türkmen kadını tarafından, geleneklerinden gelen desen alışkanlıkları ile irticalen (doğaçlama) dokunan ve geleneksel diğer zenaatlardan da (örneğin Osmanlı cilt sanatı tezhip sanatı gibi) etkilenerek desen geleneği geliştirilebilen halıların oluşturduğu Uşak halılarıdır. Henüz atölye halıcılığına geçilerek siparişlerin karşılandığı ticari boyuta geçilmemiş, ama Avrupalı soylular veya kiliselerinde talep ettiği güzellikte halılar köy el tezgahlarında üretilmekte ve beğeni gören bu etnografik ürün halılar, uçan doğu halıları imajına sahiplenmek isteyen Avrupalı’ların talebi üzerine onlara da satılmaktadır.

İşte bu dönemde dokunmuş olan ve halıcılık araştırmalarında küçük madalyonlu Uşak halısı veya küçük şemseli Uşak halıları adı ile tanımlanmış halılar, Bulut motifi kullanılarak yapılmış halılar, seccade halılar ve hiç bir gruba giremeyen tamamen etnografik geleneksel Uşak halıları bu ara geçiş döneminin önemli Uşak halısı gruplarıdır.

a. Küçük Şemseli Uşak Halıları
Küçük Şemseli Uşak halıları, genellikle küçük ebatlı ve orta zeminlerinde küçük güneşe benzer madalyon motifleri ile karakteristik halılardır. Arapçadaki Şemse (güneş) ismi nedeniyle cilt sanatımızdaki Şemseli tarzımızın halılarımıza yansıtıldığı düşünülmektedir. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı imparatorluğunun kültür ve sanat alanındaki en gelişmiş döneminde, özellikle süsleme sanatları alanında çok güzel üsluplar ortaya çıkartılmıştır. Hat, tezhip, kalem işi, ebru, çini ve seramik süslemeleri yanısıra cilt sanatının da en güzel örneklerinin yapıldığı ve ortaya konulduğu bu dönemde, geleneksel halı sanatının bu süsleme sanatlarından etkilenmemesi düşünülemezdi.

Uşak’ta mahalli tezgahlarda dokunmakta olan geleneksel halılarımızın, özellikle cilt sanatımızdaki madalyon veya şemseli anlayışı benimsediği, özellikle tezhipteki köşe göbekli süsleme tarzını kendine uygun bularak yeni bir tasarım anlayışı kazandığı görüşü yaygın bir kanaat olarak kabul edilmektedir. İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Vakıflar Halı Müzesi, Berlin İslam Sanatları Müzesi ve Budapeşte Milli Müzesinin kolleksiyonlarında bulunan 9 adetlik 16. yüzyıla tarihlendirilmiş küçük şemseli Uşak halısı Tekstilbank 10. kuruluş yıldönümünde Eylül 1996’da düzenlenen tarihi, “13-18. Yüzyıl Türk Halıları Sergisi” nde teşhir edilerek büyük ilgi görmüştür. Avrupa’da özel koleksiyonlar elinde de küçük şemseli Uşak halılarının bulunduğu ve rekor fiyatlarda müzayedelerde satıldığı bilinmektedir.

b. Bulut Motifli Uşak Halıları
Halı iç zeminlerinde ve bordürlerindeki bulut motiflerinden dolayı “Bulut Motifli Uşak Halıları” adı ile bilinen halılardır. 14. yüzyılda Anadolu içlerine kadar gelen Timur ve ordularının, estetik ögeleri kabul edilen Orta Asya kaynaklı bulut ve çintemani motifleri 16. ve 17. yüzyılda Osmanlı süslemelerinde sevilerek kullanılmıştır. Daha ziyade Osmanlı çini ve seramik süslemelerinde kullanılmış olan bulut motifleri; Uşak’ta geleneksel olarak dokunan köy el tezgahlarında, Anadolu dokuyucusu tarafından sevilmiş ve halı deseni olarak aktarılmış olmalıdır. Yaygın olarak kullanılmış olmamakla beraber, çini ve seramik süslemelerinin ana unsuru kabul edilen bulut motiflerinin, Uşak halılarında sınırlı olarak kullanılması, özellikle seccade halılarda çok değişik bir desen anlayışının da Türkmen geleneksel dokuyucusu tarafından kolaylıkla uygulandığının bir göstergesi kabul edilmelidir.

c. Bellini Tablolarında Görülen (Anahtar Deliği Nişli) Uşak halıları
Avrupalı ressam Giovanni Bellini’ninin yaptığı tablolarda özellikle saray için dekorasyonlarında ve yerlerde, masa veya koltuk üslerinde serili olarak resmedilmiş olan Anadolu Türk halılarına, halı araştırmalarında “Bellini Halıları” tanımlaması yapılmaktadır. Bellini tablolarında resmedilmiş olan halılardan büyük bir kısmının desenlerinde, halı iç zeminlerinde anahtar deliği formunda bir girinti yeri bulunmasından dolayı, özellikle bu desende yapılmış Batı, Orta Anadolu Uşak halılarına bu ad verilmiş, Uşak’ta bu desende yapılmış halılardan 15 ve 16. yüzyılda dokunan önemli bir grup halı; bugün Avrupa ve Amerika koleksiyonlarının en önemli ve kıymetli parçası olarak sergilenmektedir.

d. Uşak Geleneksel Köy El Halıları
Uşak çevresinde erken dönemler dediğimiz 15,16 ve 17. yüzyıllarda, köy el tezgahlarında dokunmuş olan şemseli, bulutlu veya Bellini koleksiyonu gibi özel bir grup oluşturmayan, münferit parçalar da bulunmaktadır. Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile Vakıflar Halı Müzesi koleksiyonları içinde, böyle grup oluşturmayan ve çeşitli desen karakterlerine sahip; geleneksel dokuma tarzında, fakat desenlerinde grafik şemaları daha gelişmiş ve bir sonraki atölye tipi saray halıları kuşağının öncüsü sayılabilecek güzel Uşak geleneksel köy el halıları bulunmaktadır. Ayrıca kaplan benekli veya postlu desenli denilen ilginç desen yapısında bazı halılar da, bu dönemde Uşak’ta dokunmuş geleneksel halılardır.

2. ERKEN DÖNEM
ATÖLYE TİPİ UŞAK HALILARI:

Atölye tipi erken devir Uşak halıcılığı içinde değerlendirdiğimiz iki grup halı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi köy el tezgahlarında dokunduğunu tahmin ettiğimiz, ancak desen yapısı itibariyle çok talep gördüğü için bu tezgahlara tekrar yapılması hususunda sipariş verilerek çok miktarda üretilen ve bu yapısı dolayısıyla da artık geleneksel ürün olmaktan çıkarak ticari bir ürün mahiyetini kazanmış Uşak halılarıdır. Bu başlık altında değerlendirdiğimiz halıları: Transilvanya Uşak Halıları, Holbein tablolarında görülen Uşak Halıları, Lotto tablolarında görülen Uşak Halıları, Kuşlu Uşak Halıları, Çintemanili Uşak Halıları grupları adı altında değerlendirmeyi uygun bulduk.

Atölye tipi erken devir Uşak halıcılığında ikinci bölümde incelediğimiz halıları ise; tasarımı nakkaşlar tarafından yapılmış özel halı desenlerinin, ev tezgahlarından ayrı daha büyük atölye tezgahlarında dokunmuş olan, gerek renk ve desen yapısı itibariyle gerekse teknik konstrüksiyon itibariyle saray ve cami siparişlerinin karşılanabildiği vasıflarda üretilmiş olan erken devir halıları olarak ele aldık. Bu kapsam içinde de Madalyonlu Uşak halıları, Yıldızlı Uşak Halıları, Saf seccade cami siparişleri gruplarını tanımlamaya çalıştık.

a. Transilvanya Tipi
Uşak Halıları

Atölyelerde dokunmuş olmamasına rağmen münferit köy el tezgahlarında çok sayıda sipariş verilerek dokunmuş olması nedeniyle, geleneksel halıcılık içinde değerlendiremediğimiz Uşak erken devir halıları grubunun en önemli parçaları “Transilvanya tipi Uşak Halıları”dır. 15 veya 16. yüzyıllarda Orta Anadolu’daki Konya-Sivas ve Aksaray gibi merkezler ile Batı Anadolu’daki Bergama ve Uşak’ta bu tip sipariş halılar dokunmuş olması, Anadolu Türk halılarının Avrupa’daki ününü ve prestijini göstermesi açısından ilginçtir.

Bugünkü Macaristan sınırları içinde kalan ve Transilvanya bölgesi olarak tanınan bölgede bulunan, zengin bütceli kiliseler ve manastırlar ile soylu zengin aileler 15. yüzyıldan itibaren Anadolu’dan seccade ebatlarında mihraplı veya çifte mihraplı desenli, özellikle bordürleri belirgin kartuşlarla çevrelenmiş, özel bir desene ilgi duymuşlar ve bu desen özelliklerinde bir çok Anadolu Türk halısına talep göstererek sahiplenmişlerdir. 15.ve 16. yüzyılda kiliselerde veya soylu aile toplantılarında resmedilmiş hatıra tablolarda, Anadolu’dan götürülen bu halıların masa üstlerine önemli bir dekor unsuru olarak serildiği görülür. İşte 15. yüzyılla 16 ve 17. yüzyılda Transilvanya bölgesi soylularına ve kiliselerine gönderilmiş olan büyük bir kısmıda Uşak’taki köy tezgahlarında dokunmuş halılar, 1914 yılında Budapeşte’de düzenlenen bir sergide bir araya getirilerek sergilenmiş ve “Transilvanya Halıları” adı ile büyük bir ilgi görmüştür. Anadolu Türkmen kadını tarafından dokunan bu halılar, halıcılık araştırmalarında artık Transilvanya tipi Anadolu Türk Halıları olarak tanımlanmaktadır.

1996’da İstanbul’da Tekstilbank’ın finanse ettiği “13-18. yy. Türk Halılar” sergisinde Budapeşte Müzesinden getirilmiş olan 13 adet 15 ve 16. Yüzyıl Transilvanya tipi Anadolu Türk Halısı serginin en önemli koleksiyonu olarak teşhir edilmiştir.

b. Holbein Tablolarında Görülen Uşak Halıları
Avrupalı ressam Hans Holbein’nin 1525-1540 yılları arasında yaptığı birçok tabloda, Avrupalı asilzadelerin masa ve koltuk üslerinde serili olarak resmedilmiş olan, Anadolu Türk halılarının belirli desen özelliklerindeki grubuna “Holbein Halıları” ismi Avrupalı halı araştırmacılarınca verilmiş ve bu yaygın isimlendirme benimsenerek bu halıların tanımlanmasında kullanılmış bulunmaktadır. Halı zemininde birbirine geçmeli küçük rozetlerde aynı ressam ismiyle Holbein madalyonları olarak isimlendirilmektedir. Stilize edilmiş şekliyle, 14. yüzyıl hayvan motifli anadolu Türk halılarındaki ejder ile zümrüt-ü anka kuşunun kavga sahnesini simgelediği düşünülen bu rozetler, halının zeminini düzenli sıralarla doldurmaktadır. Hatta halı zemininde bu rozetlerin büyüklüğü ve genel desen şemasına göre, halı araştırmacıları 16 ve 17. yüzyıl Holbein halılarının 1.2.3 ve 4.grup Holbein halıları olarak ayrı ayrı gruplandırmaktadır.

Uşak’ta ve Anadolu’nun değişik geleneksel halı merkezlerinde bu madalyonların zeminde yer aldığı halılar, özellikle 16 ve 17. Yüzyıllarda yaygın olarak dokunmuş ve Avrupa sarayları da bu güzel halıları Anadolu’dan ithal etmişlerdir. Geleneksel köy tezgahlarında yapılan Holbein halıları yanısıra atölyelerde dokunmuş saray tipi Holbein halılarına da rastlanılmaktadır.

c. Lotto Tablolarında Görülen Uşak Halıları
Ressam Lorenzo Lotto (1480-1556) tarafından yapılan tablolarda görüldüğü için “Lotto Halıları” ismiyle bilinen Anadolu Türk halılarıdır. Zeminde yer alan tamamen Selçuklu ve Osmanlı Rumi geçme motifleri ile karakteristik desen şemasında yapılmış bu Anadolu halıları, Avrupa’ya çok miktarda ihraç edilmiştir ve Ressam Lorenzo Lotto’nun tablolarına konu oldukları için bu adla tanınmışlardır. Genellikle Uşak ve çevresindeki köy tezgahlarındaki münferit olarak yapıldığı anlaşılan Lotto tablolarındaki halılara ait 7 adetlik çok nadide parçalar, Textilbank’ın düzenlediği “13-18. Yüzyıl Türk Halı Sergisi” nde Uşak halıları salonunda sergilenmiş ve büyük ilgi görmüşlerdir.
 
d. Madalyonlu Uşak Halıları

Erken dönem Anadolu Türk halılarının belki de en tanınmış olanları Madalyonlu Uşak Halılarıdır. Osmanlı saray halıları grubuna da giren, saray nakkaşları tarafından çizilen, desenlerindeki büyük madalyonları ile karakteristik, atölye tezgahlarında dokunmuş büyük ebatlı halılardır. 16. yüzyılda zirve dönemlerini yaşayan Osmanlı süsleme sanatlarının, halı ve kumaş sanatınıda etkilediği bu dönemde yapılmış olmaları nedeniyle, geleneksel Türkmen dokuyucusu tasarımından çok farklı bir motif ve renk yapısıyla, aynı zamanda Anadolu Türk el halıcılığında da devrim sayılabilecek özellikleri bulunmaktadır. Saray desteğindeki nakkaşhanelerde nakkaşlar tarafından çizilen çok figürlü Osmanlı üslubundaki süsleme elemanları, bu halıların bordür ve zemininde ustaca yerleştirilerek geleneksel Türk halılarındaki otantik atmosfer aşılmıştır. Atölyelerde büyük tezgahlarda dokundukları içinde geleneksel Uşak halılarına kıyasla daha ince kalitedirler.

e. Yıldızlı Uşak Halıları
Madalyonlu Uşak halılarında olduğu gibi yıldızlı Uşak halıları grubunun büyük bir kısmı da saray siparişlerinin karşılandığı Uşak’taki atölyelerde dokunmuş halılardır. Halı zemininde yer alan 8 köşeli madalyon motifleri nedeniyle madalyonlu uşak halılarından ayrı olarak yıldızlı Uşak halıları ismiyle gruplandırılmışlardır. Ancak, saray atölyeleri dışında köy el tezgahlarında dokunmuş yıldızlı Uşak halılarına da rastlamak mümkündür. Dünyanın doğu sanatları ile ilgili pek çok ünlü müzesinde ve koleksiyonerleri elinde, 16 ve 17. yüzyıllara ait çok sayıda madalyonlu ve yıldızlı Uşak halıları koleksiyonu bulunmakta, çok astronomik rakamlarda müzayedelerde bu halılar yeni alıcılar bulabilmektedirler. Gerek madalyonlu ve gerekse yıldızlı Uşak halılarında figüratif ve aşırı stilize Osmanlı süsleme üslubu benimsenmiş ve uygulanmıştır.

f. Kuşlu Uşak Halıları
Genellikle beyaz halı zemini üzerinde geometrik şemada düzenlenmiş stilize kuş motifleri ile karakteristik desen yapısı nedeniyle bu halılara Kuşlu Uşak Halıları ismi verilmiştir. Nadir olarak saray tezgahlarında dokunmuş çok büyük ebatlılarına da rastlanabilmesine rağmen, genellikle köy el tezgahlarında dokunmuş örneklerine daha fazla rastlamak mümkündür. Diğer Anadolu Türk halılarında olduğu gibi bu gruba giren çok sayıda kuşlu Uşak halısı da yurtdışı müze ve koleksiyonlarında bulunmaktadır.

g. Çintemanili Uşak Halıları
Timur arması olarak bilinen “Çintemani” motifi, Osmanlı nakkaşları tarafından özellikle çatma, kemha, seraser ve serenk gibi saraya dokunan kıymetli kumaşlarda, kumaş deseni olarak 16 ve 17. Yüzyılda yaygın olarak kullanılmıştır. Osmanlı kumaş sanatındaki bu gelişmeye paralel olarak, saray için halı dokuyan Uşak’taki atölyelerde çintemanili motifli halıların da dokunmuş olması muhtemeldir. Altında stilize ejder motifi bulunan 3 ay motifli “Çintemani” motifli halılara ait çok az sayıda parça yer almaktadır.

h. Saf Seccade Cami Şiparişi Uşak Halıları
Osmanlı padişahı III. Ahmet tarafından yaptırılan İstanbul’daki Sultanahmet camisine, saf seccade olarak Uşak’taki atölyelerde halılar dokutulduğu bilinmektedir. Bizzat Sultanın emriyle yaptırılan, saray nakkaşlarınca desenleri hazırlanmış büyük ebatlı bu saf seccadelere ait bir parça halı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi teşhirinde sergilenmektedir. Ayrıca bu araştırmamız sırasında Uşak’taki çalışmalarımız esnasında, Sultanahmet camisi için Uşak atölyelerinde 16. Yüzyılda dokunmuş bir parçayı Uşak Atatürk Müzesi teşhirinde bulduk. Osmanlı çini süsleme sanatları üslubunu halılara mihraplı olarak yansıtan saray nakkaşları, çok farklı bir desen türü olan saf seccadelerin çok figürlü en güzel örneklerini Uşak’ta Uşak halıları olarak ortaya çıkarmışlardır.
 
C. SON DÖNEM UŞAK HALICILIĞI

15.yüzyıl sonlarından başlayarak 18.yüzyıla kadar devam eden bir süreç içinde; halıcılık araştırmalarında erken dönemler olarak kabul edilen bu yüzyıllarda, yukarıda özellikleri ayrı ayrı gruplar halinde betimlenen Anadolu geleneksel ve atölye tipi halıcılığın en güzel örneklerinin yapıldığı Uşak’taki halıcılığın 19.yüzyıldan itibaren önemli oranda bırakıldığı yönünde bir izlenim doğmaktadır. Anadolu Türk halıcılığı tarihine eşsiz güzellikte bir çok ürün tipi kazandıran bu bölgenin 19.yüzyıl ve 20.yüzyıla ait örnekleri bulunmaması bu düşünceyi doğrulamaktadır.
1

6.yüzyıldan itibaren saray veya ihracatçı destekli Uşak atölyelerinin nasıl kurulduğu, ip ve boyamaların nasıl temin edildiği bu atölyelerdeki işcilik ve ödenen yevmiyeler, atölyelere sipariş verilen halılar ile siparişi tamamlanan halılarla ilgili kayıtların bulunmasıyla bu konudaki önemli bilgilere kavuşulmuş olacaktır. Ancak bu aşamanın ortaya çıkarılması sonucunda bu atölyelerin nasıl son bulduğu da ortaya konabilecektir.

Son dönem Uşak ve çevresi halıcılığı ile ilgili olarak Uşak’ta camilerde yapılan incelemede, Şark Halı Kumpanyası tesirleri ile 20.yüzyıl başlarında yaygınlaşmış olan, Londra menşe’li desenli şark halı ürünlerine rastlamak mümkündür. Ayrıca Eşme çevresinde, son dönemde yerleşen Yörük Türkmenlerince yapılan bazı kaba halı örnekleri ile de karşılaşmak olasıdır. İtiraf edilmesi gerekirse bu halıların tarihte muhteşem örnekleri dokunmuş Uşak halıları ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Günümüzde halı imalatı ile uğraşan bir çok firma; Yörük, Antik ve Osmanlı isimleriyle veya Selçuk, Elvan gibi etiketlerle dokudukları çeşitli kalite halılarda, tarihte önemli yeri bulunan biraz önceki araştırmada birer örnekleri sunulan Uşak halılarından, desenlerini kataloglardan edinmek suretiyle imalat ve satış yapmaktadırlar. Münferit seçilen desenlerle yapılan bu imalatlarda maalesef özgün ve toplu bir Uşak halıları koleksiyonu oluşturulmamaktadır.